August 25, 2008
Yaklaşık 1o gündür Pardus kullanıyorum... Artık biraz yorum yapabileceğime inandığım için de ilk izlenimlerimi yansıtayım dedim. Bunları madde madde yazayım ki okumakta yazmakta kolay olsun :)
- Dil: İşletim sistemi gerçekten de Türkçe. Nasıl desem... Arayüz zaten türkçe ama öyle yarısı türkçe yarısı ingilizce hata iletileri de yok :)
- Görsel: KDE güzel, kullanılan sürüm dengeli, ikonları falanda filanı başarılı...
- Pisi , Kaptan, Tasma bu sürümde daha dengeli hatta sorunsuz denebilecek kadar iyi.
- Donanım tanımada sorun yok. Geforce GO 7xxx ekran kartımı hemen tanıdı. Sonradan pisi ile yaptıgım yeni driver yükseltmesi ile hız ve özellik kattı.(tazeleme,çözünürlük). Creative Audigy 2 ZS notebook seskartım hiç bir linux sürümünde düzgün yada tam verimli çalışmadığı halde ilk defa sorunsuz hatta vistadan daha iyi bir performansla çalıştı.
- KDE bir kere çöktü :D ama gerçekten o kadar ...
- KDE 4 güncellemesi düşünmeyin..:)
- Açılış kapanış gerçekten hız açısından geliştirilmiş.
Tabi en önemlisi zevk aldım... NetBeans, Eclipse kurdum.. Eclipse'i pisi yardımıyla kuruduğum halde biraz uğraştırdı ama NetBeans elle kurulduğu halde hiçbir sorun çıkarmadı. En tıkandığım zamanlarımda ise bir reset dertlerimi çözdü :) Kablosuz ağ performansıda iyileştirilmiş. USB harddisklerle (uyku modlu) ilgili biraz geçiştirme çözümler farkettim ama sorunu çözüyor. Kısacası işliyor , çalıştırıyor, çalışıyor ve akşam yatağınıza mutlu bir kullanıcı olarak gönderiyor sizi... Kullananlar olursa yorumlarınızı duymak, yalanlanmak ya da sıvazlanmak isterim ..:) Son olarak nette gördüğüm güzel bir karikatür 
25 August 2008 @ 06:18 AM
August 16, 2008
Merhaba arkadaşlar... Bilgisayarım üstünde deneyler yaparken yanlışlıkla harddisk'leri tanınmaz hale getirdikten sonra uzun zamandır istediğim ama format atmaya hep üşendiğim için yapamadığım bir şeyi yaptım. PARDUS 2008 kurdum bugün. Daha çok fazla incelemeye fırsatım olmadı ama hepiniz bilirsiniz ki her şey aslında tanıştıktan sonraki ilk 10 saniyede biter:) Yani işin özeti, ilk izlenimim süper. Bu sefer olmuş! Donanımlarımı sorunsuz tanıdı, gerçekten hızlı çalışıyor, görseli çok keyifli. Devamı daha sonra......
16 August 2008 @ 08:33 AM
August 05, 2008
IBM, Lotus yazılımlarına yeni bir üye ile devam ediyor. Bu programın ismi Lotus Symphony. Bir kaç gündür programı inceliyorum ve izlenimlerimi sizinle paylaşmak istedim. İlk olarak program 3 ana işlevi içeriyor. Microsoft office karşılıklarına göre söylersek word, powerpoint ve excel. Program Java ile Eclipse üzerinde yazılmış. Java ile kodlandığı için alternatiflerine göre yavaş çalışıyor. Programın hoş bir arayüzü var. Tab sistemi ağırlıklı olarak kullanıllmış. Bütün belgeler (her 3 tipdeki) aynı ana pencere içerisinde açılıp tablar yardımı ile kullanılabilir hale geliyor.
05 August 2008 @ 02:10 PM
August 04, 2008
Uzun zamandır takip ettiğim güzel bir siteden bahsedeceğim, 3ayak.org . Sitede değişik fotoğrafçılar hakkında bilgiler, galerileri, internet siteleri ve yeni çıkan teknolojiler(fotoğrafla ilgili ) hakkında güzel yazılar bulabilirsiniz. Ben yaklaşık 1 yıldır takip ediyorum bu siteyi ve özellikle de tanıttıkları yeni fotoğrafçılar benim açımdan çok yararlı oldu. Değişik tekniklere sahip insanların çalışmalarını incelemek insana gerçekten keyif veriyor ve bir şeyler öğretiyor. Size yeni fikirler vermesi açısından bir göz atmanızı hatta eski konulardan başlayarak yararlanmanızı tavsiye ederim. Kolay gelsin iyi seyirler :)
04 August 2008 @ 07:17 AM
August 01, 2008
Bu kısım da tamamen kendi fikirlerim olan, gerçekte doğruluğu sadece bana göre geçerli olan derinnn düşüncelerimi paylaşacağım. Böyle bir iş yapmamdaki asıl neden fotoğrafın teknik sınırların ötesinde bazı duyguların yardımıyla daha güzel çekilebileceğini görmüş olmam. Bence fotoğraf çekmeye başlamadan önce yapılması gereken bazı şeyler var. Bunlar rahat bir şeyler giyinmek, güzel bir müzik açmak ve çeşitli esneme hareketleri ile vücudumuzu formda ve enerjimizi yüksek tutmak. Bunlar duygularınızı daha rahat ifade etmenizi ve gereken pozisyonlarada sağlam durabilerek aklınızdakini yansıtmanıza yardım edecektir. Bir diğer çok önemli şey ise makinanızı tanımak. Aslında belli özellikleri sağladıktan sonra kötü makina diye bir şey olduğuna inanmıyorum ben. Makinamızı ne kadar tanıdığımız, ne kadar hakim olduğumuz ve verceği tepkileri ne kadar iyi tahmin edebildiğimiz onu bizim gözümüzde iyi bir makina yapacaktır. Çoğu fotoğrafçı çokta yeni olmayan ama bildikleri sevdikleri alıştıkları makinaları kullanırlar. Genelde studio dışındaki fotoğrafçılık hızlı tepiler, çabuk kararlar ve bunun sonucunda iyi fotoğraflar gerektirir. Bunu yapmanın en iyi yoluda ekipmanımızı, vücudumuzu iyi tanıyıp hazır tutmak ve gözümüzü açmaktır. Bunları asıl söylememde ki neden çoğu insanın studio dışında fotoğraf çekmesidir. Şimdi gelelim pratik tekniklerine; Size verebileceğim en güzel tavsiyedir heralde bu çünkü eminim gözle görülür bir değişme göreceksiniz. - Genelde insanımız tanımadığı biri tarafından foroğraflanmayı çok sevmez. Bunun için hevesli gençlerimiz de (mesela ben) ya izin alarak reddedilmeye alışır yada dayak, küfür çok nadir de teşekkürle karşılaşır. Ben şöyle bir çözüm buldum. Etrafınızda olan biten yerel sayılabilecek spor aktiviteleri varsa (tercihe açık hava) oralara gidip, oyuncuların fotoğraflarını çekin. Bu size hem hız, hem an yakalama, hem konu takip, hemde kadraj oturtma konusunda pratik olacaktır. En güzel yanı ise genelde bu spor karşılaşmaları 30 dk nin üzerinde olur ve size yeniden denemek için çok şans verir. Açık hava dememdeki neden ise sizi fazladan ayarla uğraşmak yada düşük perde hızlarından kurtarmak için bol ışıklı bir mekan olsun istemem.
- Hayvan fotoğrafları çekmek kolay ve etkili bir yoldur. Bunu ikinci yol olarak söylememdeki asıl neden insanlar hayvanları çekerken sadece onların görünüşünü yansıtmaya çalışır ama biraz da olsa spor fotoğrafı çekmiş biri hayvanların hareketlerinide önemser, tahmin etmeye yakalamaya çalışır. Bu tarzda çalışırken kendinize bir senaryo bulmaya çalışın. Mesela balıkçının tezgahından balık aşıran bir kedi, bir şeyler atıştıran bir hayvan da olabilir ya da bir yere bakan hayvanlar. Bu şekildeki fotoğraf çalışmalarının size daha faydalı olacağını düşünüyorum.
- Sohbet edin... Her kesimden her türden insanla elinizde makina olmadan konuşun ama daha çok dinleyin. Nelerden hoşlanırlar, neleri sevmezler nasıl muhabbetlerin devamı gelir kendinize insan tipleri hakkında profil çıkartın. Çıkartın ki ilerde çalışabilecek modelleriniz olsun sizi sevsinler kovalamasınlar. Yarın öbür gün çekilesi birini gördüğünüzde konuşarak durumu lehinizde tutabilin. Kişileri tanıyın, onlarla konuşun, dinleyin o zaten ihtiyacınız olan fikri size verecektir.
NOT: Bazı ustaların kitaplarında da yazdığı gibi fotoğraf duyguları yansıtmalı, siz o anı tam olarak anlayamazsanız hissedemezseniz yansıtamazsınız da. Sonra görüşmek üzere...
01 August 2008 @ 07:04 PM
July 28, 2008
Fotoğraf çekmek de her iş gibi tekniğini bildiğinizde daha iyi yapılabilen bir iştir. Hımm... diceksiniz sen kiminde böyle bir yazı yazıyorsun. Ben amatör şekilde fotoğrafla ilgilenen çeşitli kulüplerde ve aktivitelerde fotoğrafçı olarak çalışmış teknik kısımlardan biraz anlayan bir hevesli gencim.:) İstedimki biraz daha basit bir şekilde örnekleyerek insanlara bildiğim şeyleri aktarıyım. O zaman daha fazla saçmalamayıp başlayalım. | Fotoğraf nedir? | Işığın ışığa duyarlı bir yüzeye kaydedilmiş halidir. | | Fotoğraf için ne lazımdır? | Fotoğraf makinası, göz biraz da ışık.:) | | Fotoğraftan zevk almak için ne yapmalı? | Bence ilk başta makinamızı manuel yani el ayarı ile kullanmayı öğrenmeli. | | Makina kısımları | (Kimi makinalarda bu 2 böle birdir bunlara kompak makina denir.) | | Lens? | Işığın makinamıza girişini düzenleyen optik bölge. Çeşitleri vardır.Genelde sanılanın aksine X lerle değilde MM'lerle ölçülür. X miktarı minimum odak uzaklığının maximum odak uzaklığının kaçta kaçı olduğuyla hesaplanır. Yani anlıcağınız mesela her 6X zoom aynı değildir. Minimum odak uzaklığıa göre değişir.Diafram genişliği ve optik kalitesi çok önemlidir. | | Gövde? | Gövde tuşların tekerleklerin film/algılayıcının bulunduğu bölgedir. En önemli teknik özellikleri; Perde hızı Ergonomi Pil süresi Algılayıcı özellikleri gibi şeylerdir. Ele oturması ağırlığı motor hızı, pil ömrü, dayanıklılığı gövde tarafından belirlenen özelliklerdir. Daha açacağım bu konuyu.
| | Film / Algılayıcı (Gövde) ? | Aslında film de bir çeşit kimyasal algılayıcı olduğu için bundan sonra sadece algılayıcı diyeceğim. Algılayıcımız ışığın son halinin kayıt edildiği yerdir. Işık izleri burda birikir. Ne kadar süre ve ne kadar ışığa maruz kalacağı bizim tarafımızdan ayarlanmalıdır. Birde ISO ya da ASA diye bir değerimiz vardır, kendisi algılayıcımızın hassasiyetini belirtir. Yüksek değerler(800,1600) genelde görüntüde bozulmaya (noise) neden olur. | | Diafram genişliği (Lens) ? | Bu ayar ne kadar ışık alacağımızı ayarlar. Diafram genişliği en basit olarak göz bebeğimizle örneklendirilebilir. Er kişi güneşe çıkarsa ışığı dengelemek için göz bebeği küçülür. Karanlığı çıkar ise göz bebeği giren ışığı arttırmak için büyür. Bizde aynen makinamızı ayarlarken böyle yapmalıyız. Çok aydınlık ortamlarda diaframı kısıp karanlık ortamlardada açmalıyız. Bize bu aralığıda lensimiz sunduğu için ne kadar bu konuda özgür olmak istiyorsak ona göre bir lens seçmeliyiz. | | Perde hızı (Gövde) ? | Bu ayarımız ise ne kadar süre ışık alacağımızı ayarlar. Bunu da şöyle örnekleyelim. Bir el bi kalemle sürekli bir şeyler çizsin. Ve önündeki kağıdı nekadar süre ile değiştirceğiniz size kalsın. Kağıt ne kadar uzun süre kalırsa üstüne o kadar çok hareket çizilir. Şimdi el hayat olsun, kalemde ışık ve kağıtta algılayıcımız. Her maddeden bir ışık yansıdığına göre o ışık hep iz bırakacaktır. Eğer sabitse belirginleşir hareketliyse geçtiği yolu soluk bir şekilde görürüz. Işık çoksa bu değeri kısaltabiliriz. Yetersizse uzatabiliriz. Uzun değerler haraketli cisimlerde katmaya neden olabilir. Bu ayarlar arasında denge yakalamak lazım. Hız aralığı gövdedeki perde motoru tarafından belirlenir, ona göre seçmek lazım tabi... | Bu yazılık bu kadar da kalsın bir daha ki yazıda daha detaylı paylaşmak dileğiyle...
28 July 2008 @ 09:25 PM
July 23, 2008
Java'da genelde en büyük sorun açık kaynak kodlu projelerin çok da kullanıcı dostu olmayan yükleme ve ayar kısımlarıdır. Bu dertlerden yakındığımızı duyan bazı arkadaşlar bir program yazarak bu sorunumuzu çözmeye çalışmışlar.IzPack java projelerini paketlemek,dağıtmak ve kurmak için yapılmış tek bir programdır. Program tamamen kullanıcı dostu olmak için çabaladığından her platformda çalışabilen ve tek bir yükleyicisi (installer) olan bir şekilde tasarlanmış. Anladığım kadarıyla kendisi bu karışık paket kuruculara ve platform bazlı farklılıklara çözüm bulmaya çalışıyor. Gelelim işin en hoş kısmına, çalışmak için sadece JVM istiyor ve tamamen ücretsiz...:)  Yükleme işlemi çok basit Java SUN'ın sitesinden JRE ile IzPack 4.0.1' i indirdikten sonra. IzpackXXX.jar dosyasını JAVA classpath'inin içine kopyalayıp konsoldan: "java -jar izpack.jar" yazıyoruz. ve kurulum işlemi bir gui yardımıyla başlıyor. NOT 1: Vista kullanıcıları User Account Control'u (UAC) kapatmanızı öneririm yoksa sorun yaşayabiliyosunuz.Kendisi ControlPanel->User ayarlarında. NOT 2: Java Classpath değiştirmediyseniz JRE'nin yüklü olduğu klasördeki "bin" klasörünün içidir. Bundan sonra her hangi bir izpack uyumlu jar dosyasını aynı yolla ama izpack sihirbazı ile yükleyebilirsiniz yada kendi yükleme paketinizi oluşturabilirsiniz.. Hadi bakalım kolay gelsin...
23 July 2008 @ 07:54 AM
July 22, 2008
RMI (Uzaktan yordam çağrımı) Java'nın bize sunduğu bir başka kolaylık. İlk önce RMI nedir onu açıklayayım... RMI programcıya uzakta tanımlanmış bir fonksiyonu sanki kendi fonksiyonuymuş gibi çağırma özgürlüğünü sağlar. Bunun için bir sunucu, sunucuda kayıtlı fonksiyonlar (registered) ve an az bir istemci gerekmektedir.  Resimdede belirtildiği temel mantığı basit bir veri alışverişidir. Biraz daha detaylı incelemek istersek şöyle bir şema çizebiliriz. - İlk olarak sunucu kendi ismini kaydetmelidir.
- İstemci sunucu ismini kullanarak aramalı ve bağlantı istemelidir.Bundan sonra kayıtlı fonksiyonlara ulaşmaya çalışmalıdır.
- "Stub" fonksiyon için gönderilen parametreleri serialize edip "Skeleton"'a yollar , skeleton uzaktaki fonksiyonları kullanarak cevabu hesaplatır ve sonucu serialize edip stub'a geri döner.
- İstemci uzaktaki fonksiyonu çağırdığında istek ilk olarak stub'a yollanır.
- Bundan sonra bu isteğin sunutu tarafına skeleton'a ulaşması tamamen stub'ın sorumluluğudur.
- Stub uzaktaki sunucuya bir soket açar ve parametreleri marshall'layarak verileri skeleton'a yollar.
- Skeleton'da bu uzaktan çağrıları alan ve verilerin marshalling işlemini geri alabilen bir fonksiyon vardır.Buna görede gerçekte istenen fonksiyona parametreler yollanıp fonksiyon çağırılır.
|  ![clip_image002[5]](http://lh5.ggpht.com/serayuzgur/SIWSSxq4AbI/AAAAAAAAAO8/YNjq4AbEhI4/clip_image0025_thumb.gif?imgmax=800) | Örnek olarak aşağıdaki kodu inceleyebilirsiniz... Matrix Multiplication Her hangi bir soru olursa açıklamaktan zevk duyarım.
22 July 2008 @ 07:07 AM
|

RSS 2.0
OBSS Team
Open Source Network
Planet Listesi
|